Thursday, February 19, 2009

eskilerden devam - Saban' in Kedisi


Birgün Ramazan’ ı vurdu diye duyarsanız hiç şaşırmayın dedi sigarasından derin bir nefes almadan önce, diğer elini sertçe masaya vurarak; yerdeki tavuk boyunlarını kemiren küçük kedisinin de hafiften sıçramasına sebep olarak Şaban abi. Zaten bitmişim ben, bitmişim kardeşim dedi, sigarayı tutmayan eliyle hanın temizliğini yapması karşılığında yaşamasına izin verilen odayı göstererek: “Hiçbir şeyim yok ki benim, hiçbir şeyim kalmamış”. Ayağında lastik terlikleri, yırtık pırtık şortu, üstünde yakası göbeğine kadar yırtık penyesiyle, saçı başı toz içindeydi bu gece temizlikten yeni geldiği için. Geçen akşamki hali geldi gözümün önüne, ne kadar da neşeliydi oysa ki Moldovyalı fahişeleri ağırlarken; “buyrun, buyrun ben Şaban, merhabaaa hoşgeldiniz, Şaban ben, sizin isim neydi?”, böyle davranmak lazım bunlara derdi, yoksa bu işin keyfi başka türlü çıkmazmış. Sabah da başından geçenleri anlatırken epey güldürdü bizi. Tek kelime türkçe bilmeyen kadına yumurta ister misin diye sormuş, lafla anlatamayınca da, kapmış dolaptan bir yumurta, kadının burnunun dibine kadar getirerek “bundan ister misin?” diye sormuş, gecenin üçünde yağda yumurta yemişler karşılıklı. Rahmetli karısından –öldü benim hanım diyor ama işin aslını bilen yok- kalan makyaj malzemelerini, iç çamaşırlarını falan verip öyle göndermiş kadını –alem adam-. Küçük kedisini anlatırdı sıksık. Ben yatarım, o da gider şu koltuğun üstünde uyur, ben kalkarım, o da yerinden şöyle bir gerinip kalkar sonra yemeğini ister demişti bir keresinde. Bir de teorisyen yanı vardı bizim Şaban abinin. Sorunu söyleyin anında çözüme dair bir teori geliştiriverirdi; “şunu şurdan getir, burdan geçir, iki çivi çak, bir de tahtayla tuttur, tamamdır”. Ama hiç göremedik bir işi böyle hemencecik çözüverdiğini. Bir de deprem günlerinde bir lafını duymuştum, aşağıda bağıra bağıra anlatıyordu; “deprem bir başladı gece 12’ de sabah 7’ ye kadar hiç durmadı, ortalık zangır zangır sallandı Allah çarpsın” diye, ben de o öğlen 12’ den akşam 7’ ye kadar gülmüştüm...Ama bu gece farklıydı, keyifsizdi, o konuşuyordu hepimiz dinliyorduk. Ben kafaya taktım Ramazan’ ı, geçen akşam yaptığını bir daha yapsın devirecem onu diyordu. Zaten bitmişim ben, hiçbir şeyim yok benim, içeride rahat ederim hiç olmazsa, yemeğim hazır, karışanım görüşenim de olmaz, ohh gel keyfim gel diyordu. Saat neredeyse 2 olmuştu. Rüzgar bulutları hafiften sürüklüyor, ertesi gün havanın kapalı olacağını fısıldıyordu kulaklarımıza. Dedim ya, keyifsizdi bu akşam, Allah rahatlık versin deyip ayrıldık yanından, evlerimize dağıldık keyifli bir uyku için...Sabah aldık haberini. Hemen koştuk odasının olduğu terasa. İlk girenlerdendim odasına böyle durumlarda soğukkanlılığımı koruyabildiğim için. Gene kurmuşsun teorini ama bu sefer uygulamaya da ağırlık vermişsin diye geçirdim içimden. Gözümün önüne geldin heyecanlı heyecanlı, olmayan altdişlerini göstere göstere, üstünde çiçekli havai gömleğin, düğmesi eksik, altında her tarafı tadilatlı beyaz pantalonun, ayağında ahı gitmiş vahı kalmış yumurta topuk ayakkabılarınla; “bak Ufuk, alırsın sağlam bir ip, şöyle uygun bir yere bağlarsın, geçirirsin ilmeği boynuna, sonra da bırakırsın kendini. İşte bu kadar basit, eğer artık çekemeyecek durumdaysan bu pis, bencil, orospuçocuğu yaşamı, bas kıçına tekmeyi gitsin” dediğini duyar gibi oldum.

Görseydin her akşam üstünde uyuduğu koltuğun bu sabah altında ağlayan kedini, sen bunu yapmazdın bence Şaban abi..

27/09/2001

life is a fair coin

başımı kucağına koyup, büyük olasılıkla da pencereden giren serin sonbahar rüzgarının bedenlerimizi ürpertmesine izin verdiğimiz herhangi bir günün ilk saatlerinde, bana "ne düşünüyorsun?" diye sorduğunda, eğer cevabım "hiçbirşey" ise, anla ki bu aslında çokbir şey! buradan çıkartılabilecek tek sonuç; senin fiziksel ve düşünsel varlığının, benim zihnimi tamamen berraklaştırmış olması, büyük bir dinginliğe ulaştırması, bütün saplantılardan uzaklaştırması ve de geçmişin tüm tortularından arındırmış olmasıdır. bu da ancak mutluluğun açık bir tanımıdır. sevginin varlığının tek amacı da, bu hiçlik, bir bakıma uzaklaştırma, olmalıdır.
12/10/01

"gerçekte her insanın iyileştirme ve havayı etkileme potansiyeli vardır" W.B. Şans Hayaleti

life is a fair coin and i'm the fuckever

ilkgecem.com

28/01/2001

eski evsahibi bizi kapının önüne koyduktan sonra, biz de yeni ev arayışınagirmiştik. uygun ev de kolay bulunmuyo tabi ama sonunda bi tane bulduk.Ailecek çok sevindik tabi, ama gözden kaçırdığımız bi nokta varmışmeğer..Evin 5 metre karşısındaki apartmanın altında düğün salonu varmış, adıda simge düğün salonu..ben yeni muhitte yaptığım keşif gezileri sonundaetrafın düğün salonu dolu olduğunu farkettim ama iş işten geçmişti bikere..evin karşısı simge, 50 metre aşağısı yurdagül, 25 metre yukarısı (asıladını unuttum) oynakdüğün salonu, 15 metre solu gazino sondurak..kafayıyedim tabi..adamlar cuma akşamı düğünlere başlıyolar, ctesi ve pazar ikişertane yani toplam 15 düğün oluyo bi haftasonunda (50 metre yarıçap içindesadece). kısacası zifaf gecesi ile ilgili bir işletme kurdum mu burda parayapara demem gibi geliyo bana bi endüstri mühendisi olarak.tabi bu şirket online çalışan bi işletme olacak. adres de www.zifaf.com yada www.ilkgecem.com olur heralde..misyonumuz yeni evli çiftlerin bu önemligecede karşılaşabilecekleri dertlere derman olabilmek. Mesela, damat bu gecemilli olacaksa ona hangi taktiği uygulaması gerektiği (ofansif, defansif,agresif, ofsayt taktiği..vs), ipteki 40 adet düğümün alttan mı yoksa üsttenmi başlanırsa daha çabuk çözüleceği ve konuyla ilgili mevcut iş bölümüuygulamaları (mesela damat düğümleri çözemiyo, o zaman hemen bize başvuracakbiz de uzman bi çalışan gönderip onun düğümleri açmasına ve diğer zorlandığıhusulara yardımcı olucaz), ayrıca gelinin mert çıkmaması durumunda (yanidaha önceden çeşitli münasebetlerde bulunmuş ise) damadın ne yapmasıgerektiği konusunda ayrıntılı bilgi sunma gibi hizmetler verilecek..bununyanısıra evlere çilek,şampanya gibi hizmetler de sunacaz tabi..tabi bütün buhizmetleri sunup terk etmiycez çiftleri, kendilerine sayın ord. doktor Dümenbeyin 13 ciltlik "ilk gece sendromları ve optimuma en yakın çözüm verenalgoritmalar" eserini interaktif CD romları ile birlikteverecez..haftasonları hom programından elde edilen yoğun talep tahminlerisonucunda, kalabalık semtlerde gezici ekipler de tahsis edeceğiz tabi..neyse ilgi duyan, ortak olmak isteyen arkadaş varsa bildirsin, çok para varbu işte çookk, ben hesapladım..Kaynaklar,"Benim de saçım uzun gözlerim de ela, ama sen hiç bakmadın bana", İST 01yaşasın yüksek lisans

eski ben




bu fotografi az once buldum, icinde kendimi gorunce dumurdan ote bir sey oldum.

face-it hikayesi


Yasamda artik belli bir seneyi geride birakmis bir insan olarak, arkaya donup baktigimda ve bir de basimdan gecen olaylari da ust uste koydugumda, felegin sillesini ve bu sillenin yaratmis oldugu kumulatif etkileri hesap makinamda bir bir topladigimda bir turlu mantikli bir sonuc bulamamami, makinamin 00 yazan tusunun calismamasi ile iliskilendirmem gerektigi, bir gece zaten rahatsiz olan uykumdan ansizin kan ter icinde uyanmam ile birlikte zihnime dustu.

Peki dustu de ne oldu? gecenin bir vakti benim gazete kuponlari ile almis oldugum hesap makinamin icini acmam ve tuslar arasina kacmis olan birkac susami temizlemem akabinde makinanin duzgun bir sekilde calisir hale gelmesi ile hesaplari en bastan yapmaya baslayip, bu sekilde sabahi etmem ve bir kez daha umdugum sonucu bulamamamla sonuclanacak olaylar silsilesi bir gece uykuma daha maloldu.

Gece uykusu demisken, yarim saatlik bir gunduz uykusunu 10 saatlik gece uykusuna tercih edecegimi, bu yarim saatlik gunduz uykusunun insana verdigi huzur ve mahmurluk ve de rolatif dinlenmislik hissinin en kralindan gece uykusundan fazla oldugunu cok iyi bildigim icin, surekli hata yaptigim hesabimi beriki oglen vakti gerceklestirmeyi planladigim kisa sekerlemeden sonraya birakmaya karar verdim.

Bu karari henuz vermistim ki, mudurumun seslenmesi ile kendime geldim: ufuk bey bir saniye odama gelir misiniz?

Mudurum arada sirada bizleri odasina cagirir, kimi zaman havadan sudan, kimi zaman ise is ile ilgili konusur, aklina gelirse hatrimizi sorar, aklina gelmedigi zamanlarda ise adetten oldugu icin – yani bir nevi refleks olarak- hatrimizi sorar ve her halukarda vermis oldugumuz cevabi dinlemezdi.

Bu isin aslini soracak olursaniz, yani eminim ki isin aslini cok merak ediyorsunuz, mudurum vermis oldugumuz cevabi cani gonulden dinlemeyi, ona cok icten ve samimi cevaplar verebilmeyi ne kadar cok istemis olsa da, biraz karakterinden biraz da zihninin gazete kuponlari ile alinmis ve tuslarinin ici susamlarla dolmus bir hesap makinasi gibi sadece sinirli kurallara bagli islemleri ve dahasi sinirli kurallara bagli bu islemleri kendi mental yapisina gore cok hizli ve surekli bir sekilde isleten yapisindan oturu, arzuladigi bu ictenlik ve samimiyet seviyesine ulasamamistir.

Herneyse, lafi da cok fazla uzatmayalim, beriki ogleden sonra uykusuna masamin uzerine kollarimi ve de kollarimin uzerine de kafami hafif bir aciyla yan olarak yerlestirip tabiri caiz ise yattim. İlk otuz saniye gunluk seslerden dolayi sikinti cekmis olsam da, tahminimce kirbesinci saniyede beklemis oldugum uyku duzeyine ulastim.

Bu guzel ve olgun duzeye henuz ulasmisken, mudurumun seslenmesi ile aniden kendime geldim: ufuk bey bir saniye odama gelir misiniz?

Buyrun efendim.

Ufuk Bey nasilsiniz?

Cok iyiyim efendim, arada bir omuzumdaki ve belimdeki kireclenmeler zorluk cikariyor, disimin kirilan dolgusu agri yapiyor, bu ayki dogalgaz faturasi asiri yuksek geldi, kedimiz ishal oldu, esimin de bazi saglik sorunlari ortaya cikti…….

Ufuk Bey, benim sizinle gorusmek istedigim konu…

Buyrun efendim?

Bildiginiz gibi son 16 yildir sizinle son derece ahenkli bir calisma yurutuyoruz. Gerek musterilerimiz, gerekse ust yonetimimiz bu uyumlu calismadan ve bunun firmalarimiza olan olumlu getirilerinden son derece hosnutlar. Son senelerde cirolarimizi epeyce katladik. İmajimizi olumlu yonde degistirdik ve kurumsal kimligimizi gelistirdik. Firmamizi birlikte gelistirdik, kazanclarimizi artirdik, herkes performansimizdan son derece memnun, bu yuzden isinize son vermek zorundayim Ufuk Bey.

Ruyasinda aglamis olup da asiri rahatlamis bir sekilde uyananiniz oldu mu hic? O oglen boyle bir hisle uyandim. Hesap makinamin tuslarinin arasina kacan susamlarin beni bu kadar derinden etkileyecegi aklima gelmezdi.

5 ve otesi


sevgi dolu bir dunyam var
dort yanimda tum insanlar
dunya mali neye yarar
dostluklarla yasiyorum

siirlerde romanlarda
gelmis gecmis zamanlarda
tamburlarda kemanlarda
sarkilarda yasiyorum

sevgilerden nakislarla
mutlu mutsuz bakislarla
kalpten kalbe akislarla alkislara yasiyorum

ben de sevdim bir zamanlar
icimde bin hatira var
herkes hayatini yasar
anilarla yasiyorum

ne kosklerde ne sarayda
ne dunyada ne de ayda
benim yerim cok uzakta
dualarla yasiyorum

sarkilara duygu seren
cilelere gogus geren
dertli gonulere giren
iste benim zeki muren

kimsesizlerim kimsesisiziyim, kimsesizim,
yalnizlarin yalniziyim, yalnizim,
dertlilerin dertlisiyim, dertliyim,
asiklarin asikiyim, asikim,

ismim mesut, gobek adim bahtiyar
yillarca hep boyle bildiniz siz;
mesut bahtiyardan sarkilar dinlediniz.

----------------------------------------------------

hayat bazen o kadar cetrefilli, o kadar boktan bir hal aliyor ki
buna sen bile sasarsin dostum.

sen ki bizden kat be kat yasadin
bizden cok ama cok fazlasini gordun
sen bile sasirirsin dostum.

sen ki bizden kat be kat yasadin
sen gideli bes yildan fazla oldu
standart ve klasiklerden hoslanmam ama
sen guzel bir yerdesin dostum

senin yerin guzel bir yer
bir deniz kiyisi, bir ruzgar, bir sessizlik veya bir dalga sesi ya da bir cocuk gulusu
iste buna icelim dostum

bircok kitap devirdin burada ve orada
cok okudun cok calistin, tam da sevdigin gibi,
guzel saclarini ruzgarla paylastin, gulusunu gunesle, huysuzlugu bulutlarla,

her turlu sen guzeldin, adamdin, cesurdun ama umutsuzca kirilgandin, guzel adamdin,
iste buna icilir dostum

senden kuvvet aldim, seni gordum, yasadim, hissettim
toprak sensin ben topragim
insan curudu sen saglamsin
cesaretin bana ornek olur, ben ozlemle aglarim dostum

kimsenin payini almam, hakkini yemem
ama hayat bazen o kadar cetrefilli, o kadar boktan bir hal aliyor ki;
ben bile ben oldugumu bilemiyorum

ama sen iyi ki varsin dostum.

Friday, December 28, 2007

too old to rock and roll too young to die

yaz bir seyler yaz bir seyler diyorum aklima gelen bir sey yok herneyse sarki bana artik 30 limitini gectigimi artik geceleri disarlarda surtmekten pek keyif almamaktan ziyade yoruldugumu genel olarak evde dinlenmeyi tercih eder oldugumu huzur arayip yine arayip bulamayip bulmayi ne kadar da arzu ettigimi kendime abuk sabuk ugraslar buldugumu ama sapina uydurulamamis baltaliktan bir adim oteye gecemedigimi uc kurus para kazanmak icin agiz kokulari arasinda tercih yapmaktan bu aralar bikmam gerektigini anlatir durur....

iyi seneler...

Tuesday, February 13, 2007

Paper Thin Hotel for St. Valentine' s Day

Paper Thin Hotel by Leonard Cohen dedicated by myself to St. Valentine' s Day

The walls of this hotel are paper-thin
Last night I heard you making love to him
The struggle mouth to mouth and limb to limb
The grunt of unity when he came in
I stood there with my ear against the wall
I was not seized by jealousy at all
In fact a burden lifted from my soul
I heard that love was out of my control

A heavy burden lifted from my soul
I heard that love was out of my control
I listened to your kisses at the door
I never heard the world so clear before
You ran your bath and you began to sing
I felt so good I couldn't feel a thing

I stood there with my ear against the wall ...

And I can't wait to tell you to your face
And I can't wait for you to take my place
You are The Naked Angel In My Heart
You are The Woman With Her Legs Apart
It's written on the walls of this hotel
You go to heaven once you've been to hell

A heavy burden lifted from my soul
I heard that love was out of my control

Wednesday, February 07, 2007

gaybubet - 6 nisan 2002

04:05........çıkış (rüyaya giriş)
04:35........taksim, bulantı devam, 34 ya 7921 çalışmayan likid gaz
kamyoneti
04:50.......mide daha iyi, telefon bozuk
04:55 Şişhane
04:58 köprü giriş, tatlıcı geçti, ağız tadı kötü
05:05.......çıkış
05:13......unkapanı
05:22.....Valde mektebi
05:25 .....aksaray mc donalds önünden geçiş (sabah ezanı eşliğinde)
05:30.......horoz x 2
05:32 ......sahil yoluna çıkış, mide aynı, yanma, hafif bulantı, telefon
bozuk
05:45 .....Koca mustafa paşa
05:47 ........sevimsiz kargaların ötüşü (aslında idare eder)
05:58 .....yoruldum, narlıkapı
06:06 .......Firstclass (reklam olayı), horoz, az önce bir araba durdu
06:13 ......yedikule hisarı, köpekler, korktum, yoruldum, tren, mide
06:26 .....Derimod, nihayet, "polis atasının izinde, milletin hizmetinde"
06:31 ....kuşlar
06:33 ....tren
06:36 ......2 peynirli poğaça
06:40 ......varış,telefon bozuk üstüne rakı döküldü galiba (hiç bu kadar
ayrıntılı bir rüya görmemiştim daha önce)

p.s.1.
sen beni hiç bilmez misin
gözlerimin içine hiç bakmaz mısın
aradıklarını orada görmez misin?

p.s.2.
gözyaşı..........
end of a dream

p.s.3.

“Bize, doğru yolu göster. Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu, gazaba uğramış ve sapmışların yolunu değil!”

Monday, February 05, 2007

deportivo' yu yeniden kesfetmek

buyuk turk dusunuru ve tarihcisi damat saatchi pasa' nin 30 kasim 2006 tarihinde oynanan celta vigo - fenerbahce macindan sonra guncesine yazdiklarindan alintidir;

aslinda alintiya gecmeden once 30 kasim gunune bir gidelim neler oldu hatirlayalim; celta vigo' lu taraftarlar macin bir aninda yanlis hatirlamiyorsam bolucu nitelikte bir bayrak acmislardir tribunde ve bunun akabinde, saatchi pasa kaleminden muthis gozlem, yorum ve izlenimler silsileli pesi sira sayfalara dokulur. bu yorumlar unutturulmaya calisan bircok tarihi gercegin de su yuzune cikmasina on ayak olacak niteliktedir;

"Celta Vigolu terorist taraftarlarin boyle davranmasinin en buyuk nedenlerinden biri de ezeli rakipleri Deportivo(!) Niye mi? cunku, Deportivo taraftarlari gecmiste Osmanli Imparatorlugu'nun onlara gosterdigi hosgoruyu unutabilmis degiller. Bu nedenle de her macinda Turk bayraklariyla tezaruhat yapiyorlar. Hatta Yunanistan temsilcisiyle karsilastiklarinda en buyuk Turk bayraklarindan birini yaptirip stadin tamamini kaplayarak Yunanli futbolculari hayrete dusurmuslerdi. Soyledigim gibi Turk bayragi yillardir Deportivolular'in gelenegine olmus... Onlar asla terorun pankartini acmadilar."

nasil? sasirdiniz degil mi? deportivo taraftarlarinin ve de halkinin icinde barindirdigi osmanli sevgisi, bununla baglantili olarak hicbir zaman terore prim vermediklerini duymak eminim ki tuylerinizi diken diken etti.

ayrica, bay saatchi celta vigo kalecisi estaban uzerinden muhtesem tesbihlere imza atarak derin sinema tarihi bilgisini de sasirtici bicimde ortaya koymaktadir, dikkatle okuyun;

" Esteban kimin oglu?CELTA'nin kalecisi Esteban penaltiyi kurtararak belki de tarihe gecti. Ama bana kalirsa penaltiyi Esteban kurtarmadi, Alex goz gore gore kacirdi. Esteban deyince aklima eski bir Meksika filmi geldi ama ismini tam hatırlayamadim, "Bilmem kimin oglu Esteban"di filmin adi. Hatta bu Esteban Turk mizahina da seksi bir giris yapmisti hatirladigim kadariyla..."

evet sasirdiniz degil mi? bu satirlari okuyunca, bunca zamandir aklinizi kurcalayan binlerce soru isareti bir anda cevabini buluverdi... sayin saatchi' nin diger eserlerine de baska yazilarda deginecegiz....

saglicakla...

pas

murat' tan gelen pas dogrultusunda,

1. tuvalette gitar calip sarki soylemekten hoslanirim. bunda tuvalet akustiginin muazzamliginin payi cok buyuk,

2. annem kucukken beni salonun ortasinda bir legen icinde yikarmis. o yesil legen ise hala bizimle beraber. yani legen neredeyse benimle yasit. eskiden icinde yikanabildigim bu legende simdi ara sira ayaklarimi yikiyorum.

3. universite' den hemen hemen hic ders calismadan mezun olmam beni de cok sasirtiyor. cok zeki oldugumdan falan degil tabi, ama ders calisma potansiyeli cok yuksek insan sayisi fazla olan bir bolumden, bu kadar az eforla sene kaybina ugramadan mezun olabilmek belki de hayatimdaki en buyuk basari oykum.

4. insanlar ile bir anda cok siki fiki olmaktan hoslanmam, olandan daha da hoslanmam.

5. kafaya taktigimin bir sey varsa, onu hemen gerceklestirmek isterim. bunun icin bazen anlamsiz sekilde paralar da harcayabilirim. yaptigim hareketin aslinda gereksiz oldugunu anladigim anda da pismanlik durumu baslar. yaklasik bir hafta boyunca yogun bir pismanlik surecine girerim. niye yaptim, neden yaptim, cok gereksizdi, bir de bu kadar para verdim salak gibi der, kendime bir hafta boyunca saydiririm.

baska bir blog yazari tanimadigim icin, bu noktada murat' a geri pas veriyorum..

Thursday, February 01, 2007

beşiktaş: 4 - v. manisaspor: 0

dün akşam, beşiktaş fortis türkiye kupası çeyrek final ilk maçında, v. manisaspor' u 4-0 mağlup etti. karşılaşmanın gollerini koray, bobo (2) ve burak attı.

ertesi günkü gazetelerde ise günün sütoğlan lezzetindeki koparan yorumu "zaten ben cem deda' nın babasını da sevmezdim" diyen kazım kanat' tan geldi;


"MESAJ: Maçın hakemi Cem Deda Beşiktaş'ın tekmelerle dövülmesine izin verdi. Zaten ben Cem Deda'nın babasını da sevmezdim. Hatırlıyorum da Sadık Deda, bir Fener maçında Beşiktaş'ın attığı golü iptal etti ve sonra da gazetelere mektup yazıp, "Bu yanlışı niye yaptım anlamıyorum" diyerek özür diledi."

Ercan Saatchi ise bir gün önceki fenerbahçe' nin gençlerbirliği karşısında aldığı rahat ve haklı galibiyetten sonraki yazısında, haftasonunda oynanan k. erciyesspor maçında golü atan cenk' in yapmış olduğu sevinç gösterisine ne kadar takık olduğunu dile getirmiş ve ardından da günün koparan yorumu olarak;

"FENERBAHÇE'ye karşı hangi takım oynarsa oynasın, adeta aslan kesiliyor. Bunun bir çok nedeni var ama en önemlisi F.Bahçe'nin raitingi. Bunu bilen futbolcu aslan kesiliyor elbette. Oysa Fenerbahçeli futbolcular, -Birkaçı dışında- hergün kamuoyunun gözü önündeler ama bu çabayı göstermiyorlar. Üstelik tüm dünyanın izlediği bir takım olmasına rağmen."demiştir. Aslında Ercan Saatchi kardesimiz belli ki Nasreddin Hoca' dan sonraki en büyük mizah ustadidir, zira güldürürken, ağlatırken, uyuturken, uyandırırken hep düşündürür. Düşündürürken de güldürür, ağlatır, zırlatır, sızlatır. Seneler önce, haydi şimdi bütün eller havaya derken bile aslında anlatmak istediği, birgün herkesin hatta tüm dünyanın büyük fenerbahçeyi ayakta alkışlayacağıdır.

fenerbahçe: 2 - gençlerbirliği: 1

maçın insanları:

1. Risp, 2. Ayman, 3. Ercan Saatchi

Tuesday, January 30, 2007

Sunday, January 28, 2007

profesyonel

guzide kanalimiz atv' nin yeni yarisma programi olup, ayni gun, ayni saatte II. alaturka muzik yarismasinin da baslamasiyla, pazar primetime lari yarisma programina bogmustur. juri bombadir. suratina yaklasik bir kilo pudra surulmus muslum baba ki standart iki kelime de bir aaaaaaaa, oooooooo yapmaktadir, 60 ila 70 yas arasinda oldugunu tahmin ettigim, en azindan michael jackson kadar estetik sahibi super mega star ajda, memori' nin yaraticisi osman yagmurdereli ve bir de buyuk ihtimalle programin yapimciligindan oturu juri, adi pelin soyadi da buyuk olasilikla akat olan bayan vardir bu juride.
en can alici nokta ise sunucunun ebru akel olmasidir. bir rivayete gore bu hanim kizimiz bir nedenden oturu artik egitimini almis oldugu balerinlik meslegini icra edememekte oldugundan kendini abidik gubidik yarisma programi sunuculuguna adamistir. artik kadrolu yarisma programi sunucusudur. e tabi bu tarz bir ise nazaran gelen para miktarinin buyuklugunun tadi da ayri bir olaydir. hatta bir keresinde meclis karariyla hanimefendinin sundugu program yayindan kaldirilmis, bu karara hanimefendinin validesi bile, e benim kizim cok kolay yoldan bir kamyon para kazaniyordu bu sunuculuk isinden, sizin de yaptiginiz simdi is mi, sizi biz sectik, bu ise karisamazsiniz tarzinda serzenislerde bulunmuslardir.
az once benim de birkac dakikasini seyrettigimin program, muhtemelen buyuk bir fiyasko olacaktir. background sahibi bir akl-i selimin bile bulunmadigi juri, ayrica adami derinden yoracak kadar bagira cagira, ilginc-absurd el kol hareketleri, super zevksiz kiyafet ve makyajiyla, bu tarz bir canli yayinin ne sekilde sunulmamasini gosteren sunumuyla ebru akel, bu sonun hizi uzerinde karsi/komsu etkisi yapacaklardir.

Saturday, January 27, 2007

k. erciyesspor: 1 - f.bahce: 1


dun aksam zevkli ve cekismeli bir mucadele izlettirdikleri icin her iki takima da tesekkur ediyoruz. mac 1. dakikadan son ana kadar buyuk bir cekisme icinde gecti. lig lideri fenerbahce, lig sonuncusu erciyesspor' dan 1 puani alabilmek icin varini yogunu sahaya koydu. aslinda dun aksamki oyundan anlayabildigimiz, liderin sonuncu karsisina 1 puan icin cikmis olduguydu, zira deivid nasil olsa alex, tuncay vs biri cikar beraberlik golunu atar ve hedefimiz olan 1 puani aliriz dusuncesiyle bilincli olarak bos kaleye golleri atamadi. bunun yani sira genc ve joleli kardesimiz volkan da rahat kontrol edebilecegi topu iskalayinca yaklasik 35 lik cenk once edu yu poposunun ustune oturttu, sonra da bos kaleye rahat bir gol atti. gol sonrasi sevinci ise, fenerbahce tarafindan yapilan her hareketi mubah sayan, turkce ve yazili ifade uzmani, kayinpeder tarafindan hurriyet' te spor - fenerbahce yazari, nesnellikle arasinda kitalararasi mesafeler bulunan, haydisimdibutunellerhavaya, saatchi kardesimiz tarafindan yadirgandi. uzun lafin kisasi, aslinda kulubede oturmaktan uzeri orumcek agi baglamis semih kardesimiz oyuna girmese, fenerbahce hedefledigi 1 puani bile zor alirdi.


100 yilina her bransta sampiyonluk parolasiyla giren, bunun icin deivid, edu ve lugano gibi dunya starlarini futbol takimina kazandiran, basketbolda fenerbahce adiyla sampiyon olabilmenin tek cikar yolunun ulker ile birlesmekten gececegi gibi bir cin fikri bulan ve gerceklestiren, kim bilir diger branslarda ne gibi cingozlukler yapan fenerbahce, umarim her bransta sampiyonluk yakalar da ulkemizde son donemlerde biriken stres duzeyi bir nebze de olsa azalmis olur.


macin starlari:


1. deivid, 2. volkan, 3. ercan saatchi.


Thursday, January 25, 2007

yeni honda cb600f hornet


Motor:
Sıvı soğutmalı, 4 zamanlı, 16 sübaplı DOHC sıralı – 4 silindirli
Motor hacmi:
599 cc
Silindir çapı ve strok:
67 mm x 42,5 mm
Sıkıştırma oranı:
12 : 1
Yakıt sistemi:
PGM – FI elektronik yakıt enjeksiyonu
Maksimum güç:
101,9 PS / 12.000 dev/dak
Maksimum tork:
63,5 Nm/10.500 dev/dak
Ateşleme sistemi:
Bilgisayar kontrollü, dijital tranzistörlü, elektronik avanslı
Çalıştırma:
Elektrikli
Şanzıman:
6 vites
Güç aktarımı:
O-ringli
Boyutlar:
2.090 mm x 740 mm x 1.095 mm
Tekerlekler arası mesafe:
1.435 mm
Sele yüksekliği:
800 mm
Yerden alçaklık:
135 mm
Yakıt kapasitesi:
19 litre (4 litre yedek dahil)
Tekerlekler:
5 kollu aluminyum döküm
Lastikler ön:
120/70 ZR17 M/C (58W), Arka: 180/55 ZR17 M/C (73W)
Süspansiyon ön:
41 mm’ lik ters çevrilmiş teleskopik çatal, 120 mm esneme aralıklı
Arka:
7 konumlu ön yükleme ayarlı monoshock amortisör, 128 mm esneme aralıklı
Frenler:
Ön: 3 piston kaliperli 296x4,5 mm’ lik hidrolik çift disk, ABS, cüruflu metal balatalı
Arka:
Tek piston kaliperli 240x5 mm’ lik hidrolik disk, ABS, cüruflu metal balatalı
Ağırlık:
177 kg

aslında sen de sarhoşsun ben de sarhoş

durmadan vazgeçmeye çalışan ama bir türlü vazgeçemeyenlerden misin sen de?
o zaman buraya hoşgeldin,
ve yine sancı ve yine mi gec saatlerde,
o zaman hoşgeldin,
ne uzadın ne kısaldın mı bunca sene,
buyur otur başköşeye.

(*) fotoğraf - aragüler - tophanedekoltukmeyhanesindebirsarhoş - 1959

Monday, January 22, 2007

vertigo

"bir sarkinin ne kadar guzel olup olamayacagi aslinda o an kafanin ne kadar iyi olup olmadigi ile ilgili bir kavram bu aslinda tipki cok terleyen tombul bir kadinla sevismek gibi bir sey kotu bir sarki her ne kadar guzel olabilirse siddetli bir cakirlik aninda terli tombul da bu gibi anlarda insana farkli hazlar tattirabilir ama sabaha kadar ayilmamak ya da ayildiginda hicbir sey hatirlamiyor olmak sartiyla yoksa gece yukselmis oldugun yerlerden bir anda kut diye yere dusersin"


yavuz


1970 yılında Samsun' da doğan Yavuz Çetin, gazeteci olan babasının işi nedeniyle çoçukluğunu Türkiye' nin çeşitli bölgelerinde geçirir. Müziğe olan ilgisi küçük yaşlarda başlayan Yavuz Çetin, ilk enstrümanı curayla on yaşında tanışır. Müzik aletlerine olan ilgisi curadan sonra bağlama öğrenmesiyle devam eder. Bir süre sadece müzik dinler ve bu süre zarfında elektro gitar sesine hayran kalır. İlk olarak 1985 yılında akustik gitar ile tanışır ve ardından elektro gitarla çalışmalarına devam eder.

Öğrenimini, hayatının akışını şekillendiren o çok sevdiği müzik üzerine yapar. Marmara Üniversitesi Müzik bölümüne girer. Üniversite hayatı boyunca da elektro gitarını elinden hiç bırakmaz. Çalıştığı grup Labirent ile katıldığı Yıldız Üniversitesi müzik yarışmasında birincilik ödülü alır. Üniversiteyi çalışmalarından dolayı bitiremez.

Onyedi yaşında profesyonel müzik yaşamına geçişiyle birlikte, İstanbul' da ve Türkiye' nin güney bölgelerinde çalışarak hayatını sürdürür. 1992 yılında, İstanbul' da müzisyen dostları Batuhan Mutlugil, Kerim Çaplı ve Sunay Özgür ile cover grubu olarak tanınan "Blue Blues Band" i kurar. 1970 li yılların Rock ve Blues parçalarının ağırlıkta olduğu çalışmaları sürdüren "Blue Blues Band" grubunda elektro gitar çalıp vokal yapar. Yaşamı boyunca 1960' lı ve 70 yıllarının Rock Blues müziklerinden etkilenir. Daha sonraları yaptığı beste ve söz çalışmalarına Rock ve Blues müziğinin ruhunu yansıtır. Jimmy Hendrix' i ve dünyaya mal olmuş Blues şarkılarını da yorumlamaktan her zaman büyük bir keyif alır.

1990' lı yılların ortalarında Fuat Güner ile tanışmasıyla birlikte "stüdyo müzisyenliği" ne başlar. Fuat Güner' in stüdyosunda sürdürdüğü çalışmalarında, televizyon ve radyolar için reklam müziklerini gitarıyla seslendirir. Birçok sanatçının albüm kayıtlarına da gitarıyla imzasını atar. Gitarıyla eşlik ettiği albümler arasında, İzel' in "Bir Küçük Aşk", Kıraç' ın "Deli Düş", "Bir Garip Aşk Bestesi" ve "Zaman", SonerArıca' nın "Ayrılık", Turgut Berkes' in albümündeki "Miranda" ve "Mindos" isimli şarkıları ve Göksel' in şarkısındaki "Talkbox" parformansının Türkiye' de bir ilk olması ona, "Talkbox" kullanan ilk gitarist sıfatının kazandırır. 1996 yıllarının ortalarında MFÖ grubuyla çalışmaya başlar. Grupla turnelere gider ve katıldığı tüm konserlere gitarıyla eşlik eder. Bir yandan da bar müzisyenliğine devam eder.

1997 yılında ilk albümü için çalışmalara başlar. "İlk" adlı albümünü Stop Müzik' ten çıkarır. Albümünde yer alan "Erkeğin Olmak İstiyorum", ayrıca Sinan Çetin' in yönettiği "Propoganda" filminde kullanılmıştır, ayrıca Erkan Oğur' un perdesiz gitar performansının da yer aldığı "Dünya" isimli enstrümantal şarkısı da en bilinen şarkılarındandır. MFÖ ile konserlerde çalmaya ve "Yavuz Çetin Group" isimli grubuyla bar performansını devam ettirdiği süre içerisinde, ikinci albüm çalışmalarına da başlar. 2000 yıllarının sonlarında TMC Film Müzik ile anlaşır. Ve ikinci albümü "Satılık" için stüdyoya girer. Sözü, müziği ve düzenlemeleri kendisine ait bir çalışmaya son kez imza atar.

Eylül 2001 tarihinde çıkması planlanan albüm içim tüm çalışmaları bitirir. Ama ne yazık ki, yaptığı bu son çalışmanın müzikseverlerle buluştuğunu göremeden, 15 Ağustos 2001 tarihinde hayata veda eder. Ölüm nedeni olarak, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi' nde yatmakta iken bir gece ansızın kaçarak evine gelir ve burada albümünün son hazırlıklarını tamamlar. Daha sonra arabasıyla Boğaz Köprüsü' ne gelir ve kendini Boğaz' ın sularına bırakır. 31 yaşında hayata veda eder ve arkasında hatırı sayılır bir hayran kitlesi bırakır. O, gitarı insanlarla konuşturan kişi olarak nitelenir.
(www.anatolianrock.com)



------------------------------------------------------------------------------------------------
* stratocaster' ı memleket dahilinde en iyi kullanan kişidir desem herhalde yeridir. Türkiye' den çıkan ilk ve tek virtüözdür kendisi bence. Bu arada Salı akşamları Shaft' da çalıyor.
kowalski
* 15 Ağustos Çarşamba günü Shaaft' taki programına geç kalmasıyla meraklandıran, biz onu dinlemeye giderken, kendisi sonsuza gitmeyi tercih eden altın çocuk.
cadı
* "Cennet bir virtüöz daha kazandı" başlığını atarak beklemediğimiz ölümünü yazan gazete sayfasının yıllardır kardeşimin dolap kapağında, gözümüzün önünde durduğu, daha yakından tanımadığım için içten içe sevindiğim, gitar çalarken ruhunda hissettiklerini yüzünde izleyebildiğiniz idol müzik adamı.
yolculuk
------------------------------------------------------------------------------------------------

benimle uçmak ister misin bu gece
yükseklerde olmaktan korkar mısın
topraktan ayrılalım bir süre için
dünya bir yere kaçmaz
bir yüzerken göklerde
gel benimle ol
unut bütün dertlerini
rüzgar bizi bekler
daha fazla vakit kaybetmeyelim...........

Sunday, January 21, 2007

pinky


... sun is the same in a relative way but you' re older,
shorter of breath and one day closer to death...